 |
|
 |
 |
 |
"Dünya’nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu yönündedir. Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir.
Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların iklim değişikliğine yol açmasının nedeni, yanarken ortaya çıkardıkları Karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının bünyelerinde ısı tutma özelliğine sahip olmalarıdır. Doğal döngünün devamı için, bu ısının tekrar uzaya dönmesi gerekmektedir. Ancak, fosil yakıtlar ısının bir kısmının atmosferde tutulmasına yol açmakta ve böylece dünyanın ısınmasına ve iklim değişikliklerine neden olmaktadır.
Elbette, bugün atmosfere sera gazı salmadan yaşamamız mümkün değildir. Ancak, "daha az zarar veren hayat biçimleri ve teknolojileri benimseyerek yaşamaya devam edebiliriz." Yenilenebilir enerji bu noktada çok önem kazanmaktadır. Enerjinin yalnızca sürdürülebilir olması yeterli değildir. “Ekolojik denge için kaynakların yenilenebilir olması gerekmektedir. Sürdürülebilirlik bütün açısından ancak yenilenebilir olursa mümkündür."
Küresel ısınma problemi açısından en önemli olan nokta bir enerji kaynağının sera gazları salıp salmamasıdır ki fosil yakıtlar (doğalgaz da dahil olmak üzere) yakıldığında karbondioksit açığa çıkarırken, rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar sera gazları açısından zararsızdır. Eğer küresel ısınmanın önüne geçmek istiyorsak dünyanın enerji ihtiyacını artık yenilenebilir kaynaklardan sağlamalıyız.
"Küresel ısınma ve enerji problemi yirmibirinci yüzyılda insanlığın karşılaşacağı en büyük ve aşılması en zor olacak sorundur. Bu problemler ancak global düzeyde bir seferberlikle, bugün başlayarak çözülebilir, çünkü yarın bu işe başlamak için çok geçtir. Günümüze kadar, insanlık da sorumsuzca her istediğini doğadan sonuçlarını düşünmeksizin almış, dünyanın nüfusu gezegenimizin taşıyamayacağı kadar artmış ve bugün tüm bunların sonuçları hepimizce hissedilir, inkar edilemez bir hale gelmiştir. İnsanlığın şu anda önündeki seçimi bellidir, ya sorumsuzca davranmaya devam ederek bugünün gençlerinin yaşam süresi içinde iklim sistemlerini geri dönülmez biçimde değiştirerek ekosisteme ve dolayısıyla kendimize korkunç zararlar vermek, ya da insanlık olarak olgunlaşmak, kendi elimizle yol açtığımız çevresel problemlerin farkına varmak, sorumluluğunu kabullenmek, ve nihayetinde bu sorunları gidermek için seferber olmaktır." |
| |
|
 |
|